15 Aralık 2013 Pazar
incir ağacı
bir incir ağacıdır iner çocukluğunca
yaprakları kiremit solmuş çatılarından
güneşli öğlenlerin türküsü mırıldanan
gövdesinde çatlaklar açar boylu boyunca
bir incir ağacıdır, süt sızar budakları
bir zaman karardı mı bir çocuk gölgesinde
masalımsı ırkların iniltili sesinde
damar damar yollara bükülür dudakları
kökleri kavuşuyor inerken sonsuzuna
tenhasında gizlenmiş gölge oyunlarının
büyünün ötesinde sözcüklerden yapılı
tatlılığı her dilde meyvelerine vuran
bir incir ağacıdır, sessiz, yalın, çağıldar
güneşin pençesinde kıvranan çatılardan
Dere
neşesiyle salınır
köpükleri derenin
kıyısına serenin
kaygıları alınır
sesi ince incedir
sazların arasında
gecenin karasında
uğraşı kendincedir
insan hemen kurtulur
karanlıklar ininden
keder, öfke, kininden
sevdasına tutunur
çağıl çağıl bir sudur
zaman da sonsuz, akan...
ama insanı yakan
gelecek korkusudur
Yürüyüş
ıssız patikasında yürüdüm bu hayatın
ağzımın kenarında saman çöpü türküler
dağlarla ovaları kaldırıp birer birer
terkisine oturttum arkamdan gelen atın
yürüdüm güneşli bir ikindi avlusuna
zamanın unutulmuş toprakları üstünde
geceleri ne keder, ne mutsuz bir düşünce
girebildi ruhumun büyülü uykusuna
yürüdüm adım adım, yollarda fısıldadım
kurak tarlalarında çatlakların içine
tohumlu duasını yağmur tanrılarının
ne zaman kapadıysam gözlerimi kuşlardan
kanatlar düşüyordu karanlık tepelere
yürüdüm ışıl ışıl, yürüdüm yokuşlardan
Kaydol:
Yorumlar (Atom)